RSS
2 Eyl 2011

Naber? İyilik.

Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)

Uzun zamandır girip de bakmadım bile buraya, neredeyse nasıl girdiğimi unutacakmışım. Yazmayı severdim, hala seviyorum ama kendime yazıyorum artık. Paylaşmak biraz daha abes geliyor. Belki de “yargı” ya da “çevre baskısı” durumu. tabiki gözle görülür, elle tutulur bir durum yok ama insan rahatsız oluyor. sonuçta kişisel yazıyorum.Bir süredir adamakıllı blog da okumuyordum. Biraz biraz başladım. Sonra fark ettim ki yazdıkça rahatlarım ben.

Bayram geldi derken, zamanın azizliğine uğradık yine. Bir diğeri daha bitti. Zaman geçip gidiyor ama hala “naber?” sorusuna “iyilik” deyip geçiştiriyoruz. İyi miyiz, orası bilinmez. Bir şeylerin eksikliği içerisinde çırpınıp gidiyoruz.

Küçükken kardeşler arasında en küçüğü ben olduğum için şanslı olduğum söylenirdi. Hatta bir şeyden yakındığımda “kızım arabayı senle aldık, ne telefon vardı bizim zamanımızda ne bilgisayar. hepsine sen yetiştin ne şanslısın” derlerdi. O zamanlar verebildiğim pek yanıt yoktu. Sonra fark ettim ki şans göreceli bir kavram. Kime göre şans? neye göre şans?

Diğerlerinin mezuniyetlerinde, üniversite kayıtlarında, doğum günlerinde, başarılarında, sevinçlerinde, üzüntülerinde tüm aile birarada olurken, sende durum kopuyor. Herkes ayrı bir yerde. Kopuk kopuk yaşıyoruz artık hayatı. Fotoğraflarda 5 kişi değil de 2 kişi oluyor.Bu mu şans, tartışılır.

Her türlü imkana sahip olma durumu mu, birarada olmak mı deseler ikincisini tercih ederim kesinlikle. Ama insanoğlu işte ne yaşarsak yaşayalım, genelde tatmin olmuyoruz. başka birileri de birinciyi istiyor belki. Hep daha fazlasını istemek olarak nitelendirilemez bu, bir şeyleri tamamlayıp devamını istemiyoruz çünkü. Eksik yerleri tamamlamayı deniyoruz ama imkansıza yakın bir şey aslında istediğimiz. Hayat öyle ya da böyle herkese zor.

(eskiden olsa daha kolay yazardım, duraksamadan, daha net. yapacak bir şey yok bir dahaki sefere. )

17 Ara 2010

SINAV, SINAV İLLE DE SINAV!

Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)

Ne zamandır açıp da bakmıyorum bile bloguma. Ancak mailime Choyang ile ilgili yazdığım yazıya yorumlar arttıkça, siteye girme isteğim arttı. Gelmişken, hazır yıllık için de yazı yazmaya alışmışken bloguma da bir şeyler karalayayım dedim. Sonra düşündüm, sınavla ilgili aklıma bazı şeyler geldi. Yanlışlar var ancak “nerde, kimde suç” bilemiyorum. Kimi zaman eğitim sistemimizi suçluyorum, kimi zaman kendimi, kimi zamansa insanların beyinlerine yerleşmiş ve çıkmak bilmeyen düşünceleri.

Yazının devamını oku »

11 Ağu 2010

Veda :)

Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)

Bir şekilde açılan blogla uzun süre ilgilenememek…

Aslında yazmayı çok severken, bir türlü fırsat bulamamak. E malum bu sene de sınav var, bu bir bahane değil ancak bu sene bile yeterince ilgilenememişken önümüzdeki yıl ilgilenebileceğimi sanmıyorum. En azından 8-9 ay gibi bir süre blog yazmaya ara veriyorum. Bu süreden sonra geri döneceğim. :)

16 Tem 2010

Bir Şarkıyla Başlar Her Şey

Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)

Bir şarkıyla başlar her şey. Dinlersin anlamlı gelir sözleri. Dinlemeye devam edersin, aynı zamanda şarkıyı yazan kişinin psikolojisini de anlamaya başlarsın. Ve birden o oluverirsin. Durmadan dinlersin, dinledikçe değişir duyguların.

Bir süre sonra unutursun ya da bıkarsın o parçadan. başka yerde başka durumda duyduğunda aynı anıları tekrar tekrar yaşar gibi olursun. Yazının devamını oku »

10 May 2010

Bilmedikleri Çok Şey Var

Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)

Sen!

Karşındakinin seni tanıdığı kadarsın.

Karşındakine kendini tanıttığın kadar…

Onlar seni senden çok bilemeyecekler.

Seninle ilgili kötü konuşacaklar, sen sadece gülümseyeceksin. Onlar bunu, onların düşüncelerinin kanıtı olarak algılayacaklar. Ama bilmeyecekler senin tüm bu saçmalıklara karşılık sadece gülümsediğini!

Birilerinin hayatından gitmesini isteyeceksin, onlar gidecekler. Niye gittiklerini bilmeden… Sana hakaret yağdıracaklar, sen onları üzmemeye çalışırken.

Yazının devamını oku »

17 Nis 2010

Yol Ayrımı

Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)

On yıl kadar önce bir gazete ek olarak çeşitli okuma kitapları veriyordu. Çocuklara yönelik olan bu kitaplarda çeşitli olay döngüleri vardı. Ancak normalden farklı olarak bu kitaplarda Yazının devamını oku »

3 Nis 2010

Mutlu Olmak ya da Mutlu Etmek

Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)

Havalar güzel, bahar geldi. İnsanlar doldurmaya başlıyor parkları, bahçeleri. Yaz yaklaşıyor diye artmakta sevinçleri. Gülümseyen yüzler dolanıyor ortalıkta, buna karşılık somurtanlar da epey fazla. Peki nedir insanları mutlu eden ya da gülümsemekten alıkoyan?

Yazının devamını oku »

19 Mar 2010

SINAV!

Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)

Sınav haftası başlıyor pazartesi. Sonra cuma bitiyor. Böyle daha iyi oldu sanki ama sistemli çalışan için. Günde üç sınav olacak ve biz daha ne olduğunu anlamadan bitecek. Bir de değiştirdiler sınav sistemini. Öğleden sonra YGS ve LYS mantığıyla artık okuldaki sınavlar. Test, bir cevap anahtarı alınıp diğeri verilecek gibi gibi…

İyi olduğuna emin olduğum bir nokta var. İlk dönemki sınavlar sistemsizdi ve bir dersin bir sınavı bittiğinde, diğer dersin ikinci sınavı başlıyordu. Böylece dönem sonuna kadar sürekli sınav. Bu sistem sayesinde her şeyin daha güzel olması dileğiyle. :)

9 Mar 2010

Tercih

Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)

…Güneydoğu Asya’daki büyük deprem sonrasında sulara kapılan bir anne, kucağındaki iki çocuğundan birini gücü kesilince bırakmak zorunda kalıyor
5 yaşındaki oğlu sulara kapılıyor.
Anne ve kucağındaki yirmi aylık oğlu direniyor.
Mucize eseri, sulara kapılan oğlu da, kocası da sular çekildikten sonra ortaya çıkıyor.
Gazetede bu haberi okuduğumda en çok bir cümleye takıldı aklım; “Yaşadıkları bu olayı ne anne ne de 5 yaşındaki Lachie artık unutabilecek…”

Yazının devamını oku »

27 Şub 2010

Doğru ya da Yanlış Tercih

Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)

Son bir hafta içerisinde bir şey yaptım. Ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemem ama beni rahatlatacak bir şey. Arada kaldığım bir konu, üzerine fazlaca yoğunlaştığım…

Üç senedir devam edilen dersaneyi son sene değiştirmek. Herkesin tepkisi aynı olur. “Alışabilecek misin?” , “Nasıl bu kadar risk alabiliyorsun, ya kadrosu iyi değilse?” gibi gibi gibi. Herkes kuruma ayıp olacağını düşünür ama ya öğrenci? Kuruma ayıp olmasın diye, içinde kalanı yapmamak. Birkaç sene sonra “Keşke” dememektense şimdi birilerine ayıp etmek daha mantıklı gibi. Aslında ayıp etmek de değil. Babamın kurumu mu? -Hayır. Tamam 3 yıl emekleri olmuştur üzerimde. Ancak  her yerde böyledir bu. Yeterli imkanlar sağlanamazsa gider insan.

Dershanelerin yönetim anlayışları da farklı tabi. Öğrenciye verdikleri değer kime, neye göre fazla? Sağladıkları etüt imkanları kime, neye göre yeterli?

Öğretmenler bile uzun yıllar birlikte çalıştıkları kurumlarını anlaşamayıp bırakıyorlarken, öğrenciler böyle bir hamle yaptığında kötü gözle bakılıyor. Bu, öğrenciyi kaybetmek istememelerinden kaynaklanıyor diyoruz. Peki o zaman neden o öğrenciye istediğini vermiyorlar?