11 Ağu 2010
Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)

Bir şekilde açılan blogla uzun süre ilgilenememek…
Aslında yazmayı çok severken, bir türlü fırsat bulamamak. E malum bu sene de sınav var, bu bir bahane değil ancak bu sene bile yeterince ilgilenememişken önümüzdeki yıl ilgilenebileceğimi sanmıyorum. En azından 8-9 ay gibi bir süre blog yazmaya ara veriyorum. Bu süreden sonra geri döneceğim.
16 Tem 2010
Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)
Bir şarkıyla başlar her şey. Dinlersin anlamlı gelir sözleri. Dinlemeye devam edersin, aynı zamanda şarkıyı yazan kişinin psikolojisini de anlamaya başlarsın. Ve birden o oluverirsin. Durmadan dinlersin, dinledikçe değişir duyguların.
Bir süre sonra unutursun ya da bıkarsın o parçadan. başka yerde başka durumda duyduğunda aynı anıları tekrar tekrar yaşar gibi olursun. Yazının devamını oku »
10 May 2010
Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)
Sen!
Karşındakinin seni tanıdığı kadarsın.
Karşındakine kendini tanıttığın kadar…
Onlar seni senden çok bilemeyecekler.
Seninle ilgili kötü konuşacaklar, sen sadece gülümseyeceksin. Onlar bunu, onların düşüncelerinin kanıtı olarak algılayacaklar. Ama bilmeyecekler senin tüm bu saçmalıklara karşılık sadece gülümsediğini!
Birilerinin hayatından gitmesini isteyeceksin, onlar gidecekler. Niye gittiklerini bilmeden… Sana hakaret yağdıracaklar, sen onları üzmemeye çalışırken.
Yazının devamını oku »
17 Nis 2010
Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)
On yıl kadar önce bir gazete ek olarak çeşitli okuma kitapları veriyordu. Çocuklara yönelik olan bu kitaplarda çeşitli olay döngüleri vardı. Ancak normalden farklı olarak bu kitaplarda Yazının devamını oku »
3 Nis 2010
Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)
Havalar güzel, bahar geldi. İnsanlar doldurmaya başlıyor parkları, bahçeleri. Yaz yaklaşıyor diye artmakta sevinçleri. Gülümseyen yüzler dolanıyor ortalıkta, buna karşılık somurtanlar da epey fazla. Peki nedir insanları mutlu eden ya da gülümsemekten alıkoyan?
Yazının devamını oku »
19 Mar 2010
Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)

Sınav haftası başlıyor pazartesi. Sonra cuma bitiyor. Böyle daha iyi oldu sanki ama sistemli çalışan için. Günde üç sınav olacak ve biz daha ne olduğunu anlamadan bitecek. Bir de değiştirdiler sınav sistemini. Öğleden sonra YGS ve LYS mantığıyla artık okuldaki sınavlar. Test, bir cevap anahtarı alınıp diğeri verilecek gibi gibi…
İyi olduğuna emin olduğum bir nokta var. İlk dönemki sınavlar sistemsizdi ve bir dersin bir sınavı bittiğinde, diğer dersin ikinci sınavı başlıyordu. Böylece dönem sonuna kadar sürekli sınav. Bu sistem sayesinde her şeyin daha güzel olması dileğiyle.
9 Mar 2010
Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)
…Güneydoğu Asya’daki büyük deprem sonrasında sulara kapılan bir anne, kucağındaki iki çocuğundan birini gücü kesilince bırakmak zorunda kalıyor
5 yaşındaki oğlu sulara kapılıyor.
Anne ve kucağındaki yirmi aylık oğlu direniyor.
Mucize eseri, sulara kapılan oğlu da, kocası da sular çekildikten sonra ortaya çıkıyor.
Gazetede bu haberi okuduğumda en çok bir cümleye takıldı aklım; “Yaşadıkları bu olayı ne anne ne de 5 yaşındaki Lachie artık unutabilecek…”
Yazının devamını oku »
27 Şub 2010
Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)
Son bir hafta içerisinde bir şey yaptım. Ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemem ama beni rahatlatacak bir şey. Arada kaldığım bir konu, üzerine fazlaca yoğunlaştığım… 
Üç senedir devam edilen dersaneyi son sene değiştirmek. Herkesin tepkisi aynı olur. “Alışabilecek misin?” , “Nasıl bu kadar risk alabiliyorsun, ya kadrosu iyi değilse?” gibi gibi gibi. Herkes kuruma ayıp olacağını düşünür ama ya öğrenci? Kuruma ayıp olmasın diye, içinde kalanı yapmamak. Birkaç sene sonra “Keşke” dememektense şimdi birilerine ayıp etmek daha mantıklı gibi. Aslında ayıp etmek de değil. Babamın kurumu mu? -Hayır. Tamam 3 yıl emekleri olmuştur üzerimde. Ancak her yerde böyledir bu. Yeterli imkanlar sağlanamazsa gider insan.
Dershanelerin yönetim anlayışları da farklı tabi. Öğrenciye verdikleri değer kime, neye göre fazla? Sağladıkları etüt imkanları kime, neye göre yeterli?
Öğretmenler bile uzun yıllar birlikte çalıştıkları kurumlarını anlaşamayıp bırakıyorlarken, öğrenciler böyle bir hamle yaptığında kötü gözle bakılıyor. Bu, öğrenciyi kaybetmek istememelerinden kaynaklanıyor diyoruz. Peki o zaman neden o öğrenciye istediğini vermiyorlar?
10 Şub 2010
Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)
İnsanların hal ve hareketlerine anlam veremezsiniz çoğu zaman. Yaptığı saçmalıklara katlanamayıp, önyargılarla ileri geri konuşursunuz. Bir süre sonra durup düşünürsünüz, anlam vermeye çalışırsınız belki. Aslında çoğumuz geçiştiririz. Nedendir bilmem ama bir yanlışını gördüğümüz an, o kişiden daha kötüsü yoktur. Çevrenin de etkisi var tabii bunda.
Düşünmek gerekir ki, sergilenen her davranışın altında bir sebep vardır. Arkadaşlarını ezerek, sürekli göz önünde olmak isteyen birinin geçmişine bakıldığındaanlaşılacaktır belki de bu davranışının sebebi.Belki de henüz ilkokul zamanında arkadaşları tarafından hor görülmüş, küçük düşürülmüştür sürekli. Bununla ilgili kesin bir şey söyleyebilir miyiz o da meçhul. Biraz kin, hırs da girer işin içine. Önceki zamanlarda ezilmesinin sebebini kendi pısırıklığına bağlamış olabilir. Bu yüzden bundan sonra böyle davranmayacağına dair söz verir kendi kendine. Sonra da hırs yapar ve önceden sergilediği davranışlar için “Madem böyle olmuyor ben de onlar gibi davranırım.” diye düşünür. Böylece bizim onaylamadığımız, kötülediğimiz insan modeline dönüşebilir
Daha iyi anlatabilmek amacıyla küçük bir örnekti aslında bu. Her gün, her an gördüğümüz şeyler. Çünkü herkesin geçmişten gelen, çeşitli eksikliklerine bağlı olarak yaşadığı çeşitli olaylar vardır. Bunu kendileri inkar etseler bile…
Değerlendirme yaparken önce durup düşünmek gerek bu yüzden.Aynı şeyleri biz yapıyor muyuz, yapmıyor muyuz? Sorgulamak lazım neden böyle davranıyor diye. Tabii düşünmüyoruz biz bunları ayrı ayrı insanlarız “Ben ona nasıl davranıyorsam o da bana öyle olacak!” Yanlış mı bu tutum, doğru mu bilmem. Ama her ne kadar uygulayamasak da anlamaya çalışmalıyız en azından insanları. Önyargılar olduğu müddetçe ne anlayabiliriz, ne de dostluk kurabiliriz.
31 Oca 2010
Kategori: Genel
(Kübra Yılmaz)
Gece yarısı ya da sabahın köründe çalan bir telefonla öğrenilir genelde ölüm. Bu zamanlarda çalan telefonu korkarak açmanın temelinde de bu yatıyordur belki. Derin uykuda olsa da insanlar o telefon sesinden ürkerek uyanırlar
Ölüm… Bilimsel olarak doğal bir olay. Canlılar doğar,büyür,gelişir,ölür! Bu doğallık içerisinde nedir insanların kendini bu kadar parçalaması?Merhum yakınlarını rahatlatmak için söylenen sözler de bu yöndedir hep. Ama herkes de bilir ki bu sözler gelir ve geçer. Merhum yakının o an onu düşünecek hali yoktur,düşünmesi de beklenemez. O da bilmiyordur belki neye üzüldüğünü. Belki onu bir daha hiç göremeyeceği için, belki yıllardır yanında olan insanın bıraktığı boşluk büyük olduğundan… Belki de bugüne kadar böyle geldiği için, herkes biri öldüğünde ağladığı için şartlanmıştır. Beklemiyordur belki O’nun gideceğine hazırlamamıştır kendini.
Yazının devamını oku »