Diğer yazının devamı niteliğinde olsun dedim.
Önceden Ebelemece de oynardık biz. Basit bir oyundu. Bir ebe olurdu, koştururdu peşimizde. Yakaladığına dokunurdu ve kaçmaya başlardı. Dokunduğu kişi ebe olurdu böylece. Böyle sürer giderdi oyun, annelerimiz çağırana kadar. Sonunda pestilimiz çıkardı belki ama eğlenirdik.
Şimdi de koşturuyoruz insanların peşinden. Kimi zaman sevdiklerimizin… 
Kimi zaman sevmeyip de ders vermek istediklerimizin…
Bir şekilde elde etmeye çalışıyoruz insanları ve onların değerlerini. Başarılı da oluyoruz çoğu zaman. Peki sonra n’oluyor? Ne mi? Bildiğimiz ebelemece… Kaçanı kovalama sonra kaçma.
Çalışıp didindiğimiz insanlar bizi sevince, değer verince kaçmaya başlıyoruz onlardan. Neden böyle oluyor peki?Ya Kendimizi çok basite indirgiyoruz da karşı taraftaki kişi bize değer verdiği için suçlu oluyor ya da nasıl olsa elimizde diye boşveriyoruz. Kırabildiğimiz kadar kırıp sınırlarını zorluyoruz. Kaçırıyoruz elimizden. Sonra fark ediyoruz yanlış yaptığımızı. Ama çoktan gitmiş oluyor. Ebelemek için ne kadar koşarsak koşalım kapatamıyoruz farkı. Sonuç? Hüsran…
Bir daha yapmayacağım deriz. Bir sonraki zamanda unutulur her şey, tekrarlanır yine. Böyle sürer gider bu döngü. Ne ben değiştirebilirim, ne sen,ne biz, ne siz, ne de onlar.
921 okunma
Ekim 24th, 2009 at 23:58
Sevdim ben bu yazı dizisini, serinin devamını bekliyorum ;- )
Ekim 25th, 2009 at 21:26
devamı gelecektir