Oyunlar oynardık küçükken. Kaptırırdık kendimizi sabahtan akşama kadar. Akşam ezanı okunur annemiz eve çağırırdı.
-Bir dakika! Şu oyun bitsin geliyorum anne!
Olurdu cevabımız. O bir dakika bizim için önemliydi.
Saklambaç oynardık küçükken. Hep ebe olurdum ben. Hep 50′ye kadar sayardım (çaktırmadan hızlı sayardım ki onları henüz saklanmadan yakalayabileyim.)
-3,2,1
der, açardım gözlerimi.Saklananları bulup sobelerdim.
Şimdilerde saklanan benim, hayattan. Eninde sonunda yakalanacağımı bile bile kaçıyorum. O bana yaklaşsa daha uzağa saklanıyorum. Uzaklaşsa yaklaşıyorum biraz ki eğlencesi kaçmasın oyunun. Sonunda yakalanacağımı bile bile erteliyorum ki oyun bitmesin.
Yerden Yüksek diye bir oyun vardı küçükken. Yerden yüksek oynardık biz. Yine bir ebe olurdu ama bu sefer yüksek kaldırımlar da vardı ve saklanmak yoktu.
Kaldırımlarda güvenliydik, yolda ise asla. Ebe sadece karşı kaldırıma geçerken ebeleyebiliyordu ve bir ebe olduğu için kaçan sayısı fazla oluyordu.
Şimdi bu da değişti. Kaldırımlar hala var tabi. Ama artık orada güvenli değiliz. Belki hala kaçıyoruz bir şeylerden. Bu sefer ebe sayısı da artmış olarak.Sürekli kaçmak zorundayız ama sığınabileceğimiz, “güvenli” diyebileceğimiz bir yer yok.
766 okunma
Ekim 24th, 2009 at 23:43
[...] Diğer yazının devamı niteliğinde olsun dedim. [...]
Kasım 21st, 2009 at 11:58
Blogun hoşuma gitti. Yazılarda gerçekten çok güzel.
Kişisel düşünce: Ebe sayısının artması sadece hayata zevk ve renk katar eskiden de kaldırımlar güvenli değildi sadece biz öyle düşünüyorduk…