Annem genelde ev işi yapmadığımdan yakınır.”Ev işi yapmayan kız mı olur, kızım onu yap biraz, bunu yap.” Allahtan o çok bilindik cümleyi kurmaz, yaşım küçük olduğu için belki de. “Koca bulamayacaksın!” Ablama çok söylerdi bunu. Ablam da artık bunalıp evlilik sözleşmesi imzalamıştı (Evlilik sözleşmesi dediysem yanlış anlaşılmasın; evlenmeyeceğine dair bir kağıttı imzaladığı şey).
Hep de bir bahane bulurdu ablam. “Aman ben evlenmem zaten!”, “Aman evlensem de hizmetçi tutarım canım, yemekleri yapar!” Ben de bazı bazı kullanıyorum bunları.
Ama annem Bolu’ya gidince fark ettim ki ben pek hamaratmışım. Demek ki illa işin başa düşmesi gerekiyormuş. Üç gün süren maceram hala devam etmekte annem gelmek bilmiyor, hala sıkılmadım “ev kızı” rolünden. “Bi sakin iş yap yaa, yerinde dur iki dakika” diyen ben dün sabah ortalığı toplamak, bulaşıkları yıkamak, yemek yemek olaylarını 20dk içerisine sığdırdım.
İş başa düştü demek. Demek anneme güveniyorum, nasılsa yapar diye elimi bile sürmüyorum.
Yani neymiş? Kızlarımızın hamaratlığını aile yanında ölçmeye çalışmıyormuşuz
Ekim 4th, 2009 at 22:32
İnsan gerçekten de zorunlu olunca bi şekilde herbişiyi yapabiliyo